yurtdışı boşanma

Yurtdışı Boşanma Süreci, Şartları ve Boşanmanın Türkiye’de Tanınması

Yurt dışında yaşayan veya yabancı bir eşle evli olan Türk vatandaşları için boşanma süreci, yalnızca duygusal değil aynı zamanda son derece karmaşık bir hukuki boyut taşımaktadır. Yurtdışı boşanma; hangi ülke mahkemesinin yetkili olduğu, hangi hukukun uygulanacağı ve alınan kararın Türkiye’de geçerlilik kazanıp kazanmayacağı gibi temel sorularla şekillenmektedir. Bu süreçte yapılacak her hata, kişinin medeni hukuk statüsünü, mal varlığını, velayet haklarını ve nafaka taleplerini doğrudan etkileyebilmektedir. Dolayısıyla yurtdışında boşanmayı düşünen ya da hâlihazırda bu süreçte olan kişilerin, hem yabancı hukuk sistemini hem de Türk uluslararası özel hukukunu kapsamlı biçimde anlaması büyük önem taşımaktadır.

Önemli Noktalar

  • Yurtdışı boşanma, yabancı mahkemede gerçekleştirilen ve Türk hukukunu doğrudan etkileyen bir işlemdir.
  • Yabancı mahkeme kararı, Türkiye’de kendiliğinden geçerli değildir; tanıma veya tenfiz davası açılması zorunludur.
  • 5718 sayılı MÖHUK, hem uygulanacak hukuku hem de tanıma-tenfiz şartlarını düzenlemektedir.
  • Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma süreçleri hem süre hem de belge gereksinimleri bakımından farklılık göstermektedir.
  • Kamu düzenine aykırı yabancı hukuk uygulamaları, Türk mahkemelerince reddedilebilmektedir.
  • Velayet, nafaka ve mal paylaşımına ilişkin yabancı kararlar ayrı bir tenfiz sürecine tabi tutulmaktadır.
  • Belge eksiklikleri ve yetersiz hukuki temsil, sürecin uzamasına veya tamamen iptaline yol açabilmektedir.

Yurtdışı Boşanma Nedir? Temel Kavramlar ve Hukuki Çerçeve

Yurtdışı Boşanmanın Tanımı ve Türk Hukukundaki Yeri

Yurtdışı boşanma, en genel tanımıyla Türkiye dışındaki bir yabancı mahkemede veya yetkili makam önünde gerçekleştirilen evlilik birliğinin sona erdirilmesi işlemidir. Bu süreç, taraflardan en az birinin yabancı ülkede ikamet etmesi, yabancı uyruklu olması ya da tarafların ortak iradesiyle yabancı mahkemeye başvurması durumunda gündeme gelmektedir.

Türk hukuku açısından yurtdışı boşanma, yabancı bir devlet mahkemesinin verdiği kararın Türkiye’de hüküm ifade edip etmeyeceği meselesiyle doğrudan bağlantılıdır. Zira yabancı mahkeme kararları, Türkiye’de kendiliğinden icra edilebilir nitelik taşımamaktadır.

Bu kararların Türk hukuk düzeninde geçerlilik kazanabilmesi için 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) kapsamında tanıma ya da tenfiz davası açılması gerekmektedir.

Uluslararası Özel Hukuk Kapsamında Boşanmaya Uygulanacak Hukuk Kuralları

Yurtdışı boşanma davalarında uygulanacak maddi hukukun belirlenmesi, uluslararası özel hukukun en tartışmalı meselelerinden birini oluşturmaktadır. 5718 sayılı MÖHUK’un 14. maddesi bu konuda belirleyici bir rol üstlenmektedir.

Söz konusu maddeye göre boşanma, eşlerin müşterek milli hukukuna tabi tutulmaktadır. Her iki tarafın da farklı uyruklara sahip olması durumunda ise müşterek mutad mesken hukuku esas alınmaktadır.

Bunun yanı sıra, bu hukukların da belirsiz kalması hâlinde Türk hukuku uygulanmaktadır. Yabancı mahkemeler ise kendi milletlerarası özel hukuk kuralları çerçevesinde hangi hukukun uygulanacağını bağımsız biçimde belirleyebilmektedir.

Hangi Ülkelerde Boşanma Davası Açılabilir? Yetki ve Yargı Koşulları

Yabancı Mahkemelerin Boşanma Davalarında Uluslararası Yetkisini Belirleyen Kriterler

Bir yabancı mahkemenin boşanma davası üzerinde uluslararası yetki kullanabilmesi için belirli bağlama noktalarının mevcut olması gerekmektedir. Bu bağlama noktalarının başında taraflardan birinin o ülkede ikamet etmesi ya da o ülke vatandaşı olması gelmektedir.

Ülkeden ülkeye değişmekle birlikte genel itibarıyla mahkeme yetkisi; eşlerin son ortak ikameti, davacının mutad meskeni veya davalının ülke topraklarında bulunması gibi kriterlere dayandırılmaktadır.

Türk hukuku açısından değerlendirildiğinde, yabancı mahkemenin uluslararası yetkisinin tanıma davasında da inceleme konusu yapıldığı görülmektedir. Yetkisiz bir mahkeme tarafından verilen karar, Türkiye’de tanınmayabilmektedir.

Türk Vatandaşları İçin Sıkça Tercih Edilen Ülkeler ve Bu Ülkelerdeki Yetki Koşulları

ÜlkeYetki KoşuluOrtalama Süre
AlmanyaEn az 1 yıl ikamet veya Alman vatandaşlığı6-18 ay
HollandaMutad mesken veya ortak vatandaşlık3-12 ay
İngiltere1 yıl ikamet (habitual residence)6-12 ay
Amerika Birleşik DevletleriEyalete göre değişen ikamet süresi3-18 ay
FransaFransız vatandaşlığı veya Fransa’da ikamet6-15 ay

Türk vatandaşlarının en sık başvurduğu ülkeler arasında Almanya, Hollanda ve İsviçre öne çıkmaktadır. Bu ülkelerde uzun süredir ikamet eden Türk vatandaşları, yerel mahkemelerin yetki şartlarını görece kolaylıkla karşılayabilmektedir.

Yabancı Mahkemelerde Boşanma Sürecinin Aşamaları

Dava Dilekçesinin Hazırlanmasından Karar Kesinleşmesine Kadar Süreç

Yurtdışı boşanma süreci, genel itibarıyla dava dilekçesinin hazırlanması ve ilgili mahkemeye sunulmasıyla başlamaktadır. Ardından davalıya tebligat yapılmakta, tarafların beyanları alınmakta ve duruşma tarihleri belirlenmektedir.

Delillerin toplanması, uzman görüşlerinin alınması ve müzakere süreçlerinin tamamlanmasının ardından mahkeme kararını açıklamaktadır. Kararın kesinleşmesi için itiraz süresinin geçmesi ya da itirazların sonuçlanması gerekmektedir.

Kesinleşen karar, taraflara tebliğ edilmekte ve gerekli kayıt işlemleri yürütülmektedir. Bu sürecin her aşaması ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğinden, yerel hukuka hâkim bir avukattan destek alınması büyük önem taşımaktadır.

Anlaşmalı ve Çekişmeli Yurtdışı Boşanma Davalarının Karşılaştırmalı İncelemesi

Anlaşmalı yurtdışı boşanma davalarında her iki taraf da boşanma konusunda ve fer’i sonuçlarında (velayet, nafaka, mal paylaşımı) mutabık kalmaktadır. Bu durum süreci önemli ölçüde kısaltmakta ve masrafları azaltmaktadır.

Çekişmeli davalarda ise taraflar arasındaki uyuşmazlık mahkeme önünde çözülmektedir. Bu tür davalarda süreç daha uzun, masraf daha yüksek ve sonuç daha belirsiz olabilmektedir.

Hangi tür dava açılacağı; tarafların irade uyuşmazlığına, ülkenin hukukuna ve boşanmanın sonuçlarına bağlı olarak farklılaşmaktadır. Özellikle çekişmeli davalarda deneyimli bir uluslararası aile hukuku avukatıyla çalışmak son derece kritiktir.

Yurtdışı Boşanmada Gerekli Belgeler ve Hazırlık Süreci

Yabancı Mahkemeye Sunulması Gereken Temel Belgeler ve Apostil Şartı

Yurtdışı boşanma sürecinde mahkemeye sunulması gereken belgeler ülkeden ülkeye farklılık gösterse de bazı temel belgeler hemen her sistemde ortak nitelik taşımaktadır. Bu belgeler arasında evlilik cüzdanı ya da nikah akdi belgesi, kimlik belgesi, ikamet ispatı ve çocukların nüfus kayıtları yer almaktadır.

Türkiye’den temin edilen belgelerin uluslararası geçerlilik kazanması için Apostil şerhinin alınması zorunludur. Apostil, 1961 tarihli La Haye Sözleşmesi kapsamında belgelerin yabancı ülkelerde kullanımını kolaylaştıran resmi bir onay işlemidir.

Apostil işlemi, ilgili belgenin niteliğine göre noter, kaymakamlık ya da ilgili bakanlık aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Bu işlemin eksik ya da hatalı yapılması, belgelerin yabancı mahkemece kabul edilmemesine neden olabilmektedir.

Belgelerin Tercümesi, Onaylanması ve Yetkili Makama Sunulma Süreci

Türkçe düzenlenen tüm resmi belgeler, dava açılacak ülkenin resmi diline tercüme edilmek zorundadır. Bu tercüme işleminin yemin etmiş (yeminli) tercümanlar tarafından yapılması ve noter tasdikiyle desteklenmesi gerekmektedir.

Bazı ülkeler, tercüme edilen belgelerin kendi konsolosluklarınca ya da yetkili kurumlarınca onaylanmasını talep etmektedir. Bu nedenle hangi ülkede dava açılacaksa o ülkenin spesifik gereksinimlerinin önceden araştırılması gerekmektedir.

Belgelerin eksiksiz ve doğru biçimde hazırlanması, davanın seyrini doğrudan etkilemektedir. Eksik belge sunulması, davanın reddiyle ya da önemli gecikmelerle sonuçlanabilmektedir.

Türk Vatandaşlarının Yabancı Ülkelerde Boşanırken Dikkat Etmesi Gereken Hususlar

Türk Kamu Düzenine Aykırılık Riski Taşıyan Yabancı Hukuk Uygulamaları

Türk vatandaşlarının yurtdışı boşanma sürecinde en sık karşılaştığı sorunlardan biri, yabancı ülke hukuku kapsamında verilen kararların Türk kamu düzenine aykırı bulunmasıdır. Türk kamu düzeni; anayasal ilkeler, temel hak ve özgürlükler ile Türk hukukunun emredici hükümlerini kapsamaktadır.

Örneğin, eşlere eşit temsil hakkı tanımayan ya da dini nikahı tek geçerli evlilik biçimi olarak kabul eden sistemlerde verilen kararlar, Türkiye’de kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle reddedilebilmektedir.

Bu nedenle yurtdışı boşanma kararı alınmadan önce, söz konusu kararın Türk hukukunca kabul görebileceğinin titizlikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Aksi hâlde tüm süreç yeniden başlatılmak durumunda kalınabilmektedir.

Konsolosluk Aracılığıyla Yürütülen İşlemler ve Resmi Bildirim Yükümlülükleri

Yurt dışındaki Türk vatandaşları, bazı durumlarda boşanma işlemlerini Türk konsoloslukları aracılığıyla yürütebilmekte ya da konsolosluğu bilgilendirme yükümlülüğü taşımaktadır. Özellikle nüfus kayıtlarının güncellenmesi sürecinde konsolosluğun rolü son derece belirleyicidir.

Yabancı ülkede kesinleşen boşanma kararının ilgili Türk konsolosluğuna bildirilmesi, medeni hâl değişikliğinin Türk nüfus kütüklerine işlenmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu bildirim yükümlülüğünün ihmal edilmesi, ilerleyen süreçte çeşitli hukuki karışıklıklara zemin hazırlayabilmektedir.

Yurtdışında Alınan Boşanma Kararının Türkiye’de Tanınması İçin Tanıma-Tenfiz Davası

Tanıma ve Tenfiz Davası Arasındaki Fark: Hangi Durumda Hangi Dava Açılmalı?

Yurtdışı boşanma kararının Türkiye’de hüküm doğurabilmesi için açılacak davanın türü, kararın niteliğine bağlı olarak belirlenmektedir. Boşanmanın medeni hâl üzerindeki etkisinin Türkiye’de tesisi için tanıma davası yeterliyken; nafaka, tazminat veya mal paylaşımı gibi edim içeren kararlar için tenfiz davası açılması gerekmektedir.

Tanıma davası, yabancı mahkeme kararının Türk hukuku bakımından da geçerli sayılmasını sağlamaktadır. Tenfiz davası ise bu kararın Türkiye’de zorla icra edilebilmesine imkân tanımaktadır.

Uygulamada her iki dava türü zaman zaman birlikte açılabilmektedir. Hangi davanın açılacağının doğru belirlenmesi, sürecin sağlıklı işleyişi açısından kritik önem taşımaktadır.

Yabancı Mahkeme Kararının Türkiye’de Hüküm Doğurması İçin Gerekli Ön Koşullar

5718 sayılı MÖHUK’un 50. maddesi, yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tanınabilmesi için bir dizi ön koşul öngörmektedir. Bu koşulların tamamının sağlanmış olması, tanıma davasının başarıyla sonuçlanması bakımından zorunludur.

Söz konusu ön koşullar; yabancı mahkeme kararının kesinleşmiş olması, karar veren mahkemenin uluslararası alanda yetkili sayılması ve kararın Türk kamu düzenine aykırı içerik taşımaması şeklinde sıralanabilmektedir.

Ayrıca davalının usulüne uygun biçimde tebligat yapılmış olması ve Türkiye ile söz konusu ülke arasında mütekabiliyet ilişkisinin bulunması da dikkate alınan koşullar arasındadır. Bu koşulların herhangi birinin eksik olması, tanıma talebinin reddine yol açabilmektedir.

Tanıma-Tenfiz Davasında Mahkemenin İncelediği Şartlar ve Ret Nedenleri

5718 Sayılı MÖHUK Çerçevesinde Tanıma Şartlarının Ayrıntılı Analizi

MÖHUK’un 54. maddesi, boşanmaya ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınmasında aranan özel şartları düzenlemektedir. Bu şartlar arasında en temel olanı, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuya ilişkin olmamasıdır.

Bunun yanı sıra kararın, usul ve esas bakımından temel hak ve özgürlükleri ihlal etmemesi gerekmektedir. Yabancı mahkemede tarafların eşit temsil hakkından yararlanıp yararlanmadığı da inceleme kapsamına alınmaktadır.

Türk mahkemeleri, tanıma davasında yabancı kararın içeriğine ilişkin esaslı bir yeniden yargılama yapmamaktadır. Ancak yukarıda sayılan ön koşulların varlığını titizlikle denetlemektedir.

Kamu Düzeni İhlali ve Savunma Hakkının Kısıtlanması Gerekçesiyle Ret Kararları

Türk mahkemelerinin tanıma taleplerini reddettiği en yaygın gerekçelerin başında kamu düzeni ihlali gelmektedir. Özellikle eşitsiz mal paylaşımı, ayrımcı nafaka düzenlemeleri veya çocuğun üstün yararını gözetmeyen velayet kararları bu kapsamda değerlendirilebilmektedir.

Savunma hakkının kısıtlandığı durumlarda da ret kararı verilebilmektedir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmamış olması ya da davalının davadan haberdar edilmemiş olması bu duruma örnek teşkil etmektedir.

Bu ret gerekçelerinden kaçınmak için yurtdışı boşanma sürecinin başından itibaren Türk hukukunu da göz önünde bulunduran bir hukuki strateji izlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Türkiye’de Tanıma Davası Nasıl Açılır? Usul ve Süreç Rehberi

Yetkili ve Görevli Mahkemenin Belirlenmesi ile Dava Dilekçesinin Hazırlanması

Tanıma davası, Türkiye’de aile mahkemelerinde açılmaktadır. Görevli mahkemenin belirlenmesinde öncelikle davalının Türkiye’deki yerleşim yeri esas alınmaktadır. Davalının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa davacının yerleşim yeri mahkemesi yetkili kılınmaktadır.

Dava dilekçesinde yabancı mahkeme kararına ilişkin ayrıntılı bilgilerin, tanıma koşullarının mevcut olduğuna dair açıklamaların ve talep sonucunun net biçimde yer alması gerekmektedir.

Dilekçenin hazırlanmasında dikkat edilmesi gereken en önemli husus, MÖHUK’un ilgili maddelerinin doğru biçimde referans gösterilmesi ve yabancı kararın taşıdığı koşulların hukuki zeminde ortaya konulmasıdır.

Tanıma Davasında Sunulması Gereken Belgeler ve Yargılama Süresi

Tanıma davasında mahkemeye sunulması gereken belgeler şu şekilde sıralanabilmektedir: yabancı mahkeme kararının aslı veya onaylı örneği, kararın kesinleştiğini gösteren belge, her iki belgenin yeminli tercümesi ve apostil şerhi.

Bazı durumlarda ek belge talep edilebilmekte; evlilik cüzdanı, nüfus kayıt örneği ve vekâletname bunların başında gelmektedir. Tüm belgeler eksiksiz sunulduğunda yargılama süreci genellikle birkaç aydan bir yıla kadar sürebilmektedir.

Yargılama süresini etkileyen faktörler arasında mahkemenin iş yükü, belgelerin tam ve doğru olup olmadığı ile karşı tarafın itiraz edip etmediği sayılabilmektedir.

Boşanmanın Tanınmasının Mal Paylaşımı, Velayet ve Nafakaya Etkisi

Yurtdışı Boşanma Kararının Türkiye’deki Mal Rejimine ve Miras Hukukuna Yansımaları

Yurtdışı boşanma kararı Türkiye’de tanındığında, bu kararın evlilik birliğini sona erdirdiği tarihten itibaren edinilmiş mallara katılma rejiminin de tasfiyeye tabi olması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun mal rejimine ilişkin hükümleri bu süreçte belirleyici rol oynamaktadır.

Tanınmış boşanma kararı, miras hukuku bakımından da önem taşımaktadır. Boşanmanın kesinleşmesiyle birlikte eşler arasındaki yasal miras hakkı sona ermekte; vasiyet yoluyla tanınan haklar ise ayrıca değerlendirilmektedir.

Mal paylaşımına ilişkin yabancı mahkeme kararları içeriyorsa bu kısım için ayrı bir tenfiz davası açılması zorunlu olmaktadır. Sırf boşanmaya ilişkin tanıma kararı, mal rejimini otomatik olarak tasfiye etmemektedir.

Yabancı Mahkemede Verilen Velayet ve Nafaka Kararlarının Türkiye’de Uygulanabilirliği

Yurtdışı boşanma kararıyla birlikte velayet ve nafakaya ilişkin hükümler içeriyorsa bu hükümlerin Türkiye’de icra edilebilmesi için tenfiz davası açılması gerekmektedir. Yalnızca tanıma kararı bu hükümlerin uygulanmasını sağlamamaktadır.

Türk mahkemeleri, velayet kararlarını değerlendirirken çocuğun üstün yararı ilkesini esas almaktadır. Yabancı mahkeme kararının bu ilkeyle çeliştiği tespit edildiğinde, Türk mahkemeleri kararı tenfiz etmeyebilir.

Nafaka kararlarının tenfizinde ise belirlenmiş nafaka miktarının ve ödeme koşullarının açıkça ortaya konulması, sürecin başarıyla sonuçlanması bakımından kritik önem taşımaktadır.

Yurtdışı Boşanma Sürecinde Sık Yapılan Hatalar ve Hukuki Riskler

Tanıma Davasını Açmamak veya Geciktirmenin Doğurduğu Hukuki Sonuçlar

Yurtdışı boşanma kararının alınmasına rağmen tanıma davasının açılmaması, kişinin Türkiye’de hâlâ evli sayılmaya devam etmesi anlamına gelmektedir. Bu durum; yeni bir evlilik yapılmasını engellemekte, miras haklarını karmaşık bir hâle getirmekte ve resmi kayıtlarda ciddi tutarsızlıklara yol açmaktadır.

Tanıma davasının gecikmeli açılması da çeşitli hukuki komplikasyonlara neden olabilmektedir. Özellikle yabancı kararın kesinleşmesinin ardından uzun süre geçmesi, belgelerin güncelliğini yitirmesine ve ek işlemlere ihtiyaç duyulmasına yol açmaktadır.

Bu nedenle yurtdışı boşanma kararı kesinleşir kesinleşmez tanıma sürecine ivedilikle başlanması önerilmektedir. Gecikme, kişinin hem medeni hâl statüsünü hem de mali haklarını olumsuz etkileyebilmektedir.

Hatalı Belge Düzenlenmesi ve Yetersiz Hukuki Temsil Kaynaklı Riskler

Yurtdışı boşanma sürecinde en sık karşılaşılan pratik sorunların başında hatalı ya da eksik belge düzenlenmesi gelmektedir. Apostil alınmadan sunulan belgeler, yeminli tercüme yaptırılmamış kararlar veya tarihi geçmiş belgeler mahkemece kabul edilmemektedir.

Yetersiz hukuki temsil de süreci olumsuz etkileyen önemli bir faktördür. Uluslararası aile hukukuna hâkim olmayan bir avukatın süreç yönetimi, hem yabancı ülkedeki dava hem de Türkiye’deki tanıma sürecinde telafi edilmesi güç hatalara zemin hazırlayabilmektedir.

Her iki ülkenin hukuk sistemine de vakıf, deneyimli ve bu alanda uzmanlaşmış bir avukatla çalışmak, yurtdışı boşanma sürecinin başarıyla tamamlanması için en güvenilir yaklaşımdır.

Sonuç

Yurtdışı boşanma süreci, ulusal sınırları aşan karmaşık hukuki ilişkileri barındıran ve her aşamasında dikkatli bir hukuki rehberliği gerektiren bir süreçtir. Yabancı mahkemede alınan boşanma kararının Türkiye’de geçerlilik kazanabilmesi için MÖHUK çerçevesinde tanıma ya da tenfiz davasının açılması zorunludur. Kamu düzeni ihlali, usul hataları ve belge eksiklikleri bu süreci sekteye uğratabilecek başlıca riskler arasında yer almaktadır. Mal paylaşımı, velayet ve nafaka gibi fer’i sonuçların da hukuki güvence altına alınabilmesi için her iki ülkenin hukuk sistemine hâkim uzman bir avukatla çalışmak, yurtdışı boşanma sürecinin tüm aşamalarında belirleyici bir öneme sahiptir.

Sıkça Sorulan Sorular

Yurtdışında boşandım, Türkiye’de de boşanmış sayılır mıyım?

Yabancı mahkemede verilen boşanma kararı, Türkiye’de kendiliğinden geçerli değildir. Türkiye’de de boşanmış sayılabilmek için aile mahkemesinde tanıma davası açılması ve mahkeme kararıyla tanımanın sağlanması gerekmektedir. Bu dava tamamlanmadan kişi Türk hukukunda evli statüsünü korumaya devam etmektedir.

Tanıma davası ne kadar sürer?

Tanıma davasının süresi; mahkemenin iş yüküne, belgelerin eksiksizliğine ve karşı tarafın itiraz edip etmediğine bağlı olarak değişmektedir. Ortalama süre birkaç aydan bir yıla kadar uzayabilmektedir. Belgelerin tam ve usulüne uygun sunulması süreci önemli ölçüde kısaltmaktadır.

Tanıma davası için hangi mahkemeye başvurulmalıdır?

Tanıma davası, davalının Türkiye’deki yerleşim yeri aile mahkemesinde açılmalıdır. Davalının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa davacının ikamet ettiği yer aile mahkemesi yetkilidir. Yetkisiz mahkemede açılan dava, yetki itirazıyla karşılaşabilmektedir.

Yabancı eşimle yurtdışında anlaşmalı olarak boşandık. Bu karar Türkiye’de tanınır mı?

Anlaşmalı biçimde alınan yurtdışı boşanma kararları, MÖHUK’ta öngörülen koşulların sağlanması hâlinde Türkiye’de tanınabilmektedir. Kararın kesinleşmiş olması, yetkili bir mahkemeden alınmış bulunması ve Türk kamu düzenine aykırı içerik taşımaması başlıca aranan koşullar arasındadır.

Yurtdışı boşanma kararında nafaka hükmü de var. Bu nafakayı Türkiye’de nasıl tahsil edebilirim?

Nafaka gibi edim içeren yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi için tenfiz davası açılması gerekmektedir. Sırf tanıma kararı, nafakanın tahsilini sağlamamaktadır. Tenfiz kararının alınmasının ardından ilgili nafaka, Türkiye’deki icra müdürlükleri aracılığıyla takip edilebilmektedir.

Apostil nedir ve neden gereklidir?

Apostil, 1961 La Haye Sözleşmesi kapsamında uygulanan ve resmi belgelerin yabancı ülkelerde geçerliliğini teyit eden bir onay şerhidir. Türkiye’den alınan belgelerin yabancı mahkemede kabul görebilmesi için apostil alınması zorunludur. Benzer biçimde yabancı ülkede düzenlenen belgeler de Türk mahkemesine sunulmadan önce apostille doğrulanmalıdır.

Yurtdışı boşanmam kamu düzenine aykırı bulunursa ne olur?

Tanıma talebinin kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle reddedilmesi hâlinde, kişi Türkiye’de evli sayılmaya devam edecektir. Bu durumda ya yabancı kararın söz konusu aykırılığı giderecek biçimde yeniden değerlendirilmesi ya da Türkiye’de yeniden boşanma davası açılması gündeme gelebilecektir. Bu nedenle sürecin başından itibaren kamu düzeni risklerinin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Yurtdışında boşanıp Türkiye’de yeniden evlenebilir miyim?

Yurtdışı boşanma kararının Türkiye’de tanınmasından sonra kişi, Türk hukukunda da bekar statüsü kazanmaktadır ve yeniden evlenme hakkına sahip olmaktadır. Tanıma kararı alınmadan yeniden evlenmek ise Türkiye’de hâlâ evli sayılmak anlamına geldiğinden hukuka aykırı sonuçlar doğurabilmektedir.

Yabancı ülkedeki boşanma kararı çocuğun velayetini de düzenliyor. Bu karar Türkiye’de geçerli olur mu?

Yabancı mahkemenin velayet kararının Türkiye’de geçerli sayılabilmesi için tenfiz davası açılması gerekmektedir. Türk mahkemesi velayet kararını incelerken çocuğun üstün yararı ilkesini esas alacaktır. Yabancı kararın bu ilkeye aykırı bulunması hâlinde tenfiz talebi reddedilebilmekte ve Türk mahkemesi yeniden velayet düzenlemesi yapabilmektedir.

Yurtdışı boşanma sürecinde avukat tutmak zorunlu mudur?

Yasal açıdan belirli durumlarda avukat tutmak zorunlu kılınmasa da yurtdışı boşanma süreci; hem yabancı hukuk hem de Türk uluslararası özel hukukuna ilişkin derin bir bilgi gerektirdiğinden, uzman bir avukatla çalışmak son derece kritiktir. Avukatsız yürütülen süreçlerde belge hataları, yetki sorunları ve kamu düzeni ihlalleri gibi ciddi risklerle karşılaşılma ihtimali önemli ölçüde artmaktadır.