Boşanma davalarında tarafların bilgisayar, telefon veya e-posta hesaplarından elde ettikleri içeriklerin delil olarak kullanımı sıkça tartışma konusu olur. Temel ilke şudur: Delilin hukuka uygunluğu, sadece içeriğine bakılarak değil, nasıl elde edildiğine göre belirlenir. Bu yazı, 28.05.2025 tarihli Yargıtay karar özeti ışığında ve yürürlükteki mevzuata dayanarak konuyu sistematik biçimde açıklar. Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.
Hukuki Arka Plan ve Kararın Özeti
Yargıtay, 28.05.2025 tarihli ve 2024/9995 E., 2025/5421 K. sayılı kararında, boşanma davasında eşlerden birinin bilgisayardan elde ettiği fotoğraf ve kayıtların hukuka uygunluğunun yalnızca delilin içeriğine bakılarak belirlenemeyeceğini vurgulamış; şu hususların araştırılmasını zorunlu görmüştür:
– Bilgisayarın ortak kullanımda olup olmadığı
– Ortak kullanımda değilse kimin kullanımında olduğu
– Cihazda şifre bulunup bulunmadığı
– Şifre varsa eşler tarafından bilinip bilinmediği
Bu incelemeler yapılmadan verilen karar eksik inceleme sayılmış ve bozma gerekçesi yapılmıştır. Olay bağlamında, bir eşin ortak bilgisayarda kayıtlı şifreler üzerinden açılan e-posta kutusunda fotoğraf önizlemesini görmesi ve içeriği açması ile diğer eşin, görsellerin ve ses kayıtlarının izinsiz alındığı ve üzerinde oynama yapıldığı iddiaları karşı karşıya gelmiştir. Yüksek Mahkeme, delilin elde ediliş koşulları netleştirilmeden hukuka uygunluk/aykırılık sonucuna varılamayacağını belirtmiştir.
İlgili Mevzuat
– HMK m. 189/2: Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
– Yargıtay HGK, 15.02.2012, 2011/2-703 E., 2012/70 K.: Delilin usulsüz yaratılması ile usulsüz elde edilmesi ayrımı yapılır; delilin elde ediliş biçimi mahkemece re’sen gözetilir.
– Anayasa m. 20: Özel hayatın gizliliği ve korunması.
– Anayasa m. 22: Haberleşme hürriyeti ve gizliliği.
– TCK m. 132: Haberleşmenin gizliliğini ihlal.
– TCK m. 133: Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması.
– TCK m. 134: Özel hayatın gizliliğini ihlal.
– TMK m. 166: Evlilik birliğinin sarsılması (boşanma sebebi).
– 6698 sayılı KVKK: Kişisel verilerin hukuka uygun işlenmesine ilişkin ilkeler (özellikle meşru amaç, ölçülülük ve veri güvenliği).
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, delilin elde edilme süreci, özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği ile ispat hakkı arasındaki denge kapsamında ve ölçülülük ilkesi gözetilerek incelenir.
Yargısal Yaklaşım: Delilin Elde Ediliş Şekli Merkezde
Yargıtay uygulamasında, delilin içeriğinin ispat değeri olsa dahi, elde ediliş yolu hukuka aykırı ise delil dışlanabilir. HGK’nın vurguladığı üzere, usulsüz yaratılmış deliller hiçbir surette; usulsüz elde edilmiş deliller ise somut olayın özellikleri çerçevesinde ve mevzuatın açık yasakları karşısında değerlendirilir. HMK 189/2 hükmü, temel çerçeveyi belirler.
28.05.2025 tarihli kararda, bilgisayarın ortak kullanımda olup olmadığı ve şifre bilgisinin taraflarca paylaşılıp paylaşılmadığı gibi olgular belirlenmeden delilin hukuka aykırılığı veya uygunluğu konusunda hüküm kurulması isabetsiz bulunmuş ve bozma nedeni yapılmıştır. Bu yaklaşım, delil yasağına giden yolun ancak somut teknik ve fiili koşullar aydınlatılarak açılabileceğini teyit eder.
Hukuka Uygunluk Değerlendirmesinde Temel Kriterler
Mahkemelerin tipik olarak irdelediği başlıca ölçütler şunlardır:
– Cihazın statüsü: Ortak aile bilgisayarı mı, yoksa bir eşe özgülenmiş kişisel cihaz mı?
– Erişim biçimi: İçerik rastlantısal biçimde mi görüldü, yoksa aktif arama, şifre kırma veya güvenlik önlemlerini aşma yoluyla mı erişildi?
– Şifre ve rıza: Cihaz/hesap şifreli mi; şifre eşlerce paylaşılıyor muydu; açık veya zımni rıza var mıydı?
– İçeriğin niteliği: Özel hayat ve haberleşmenin gizliliği kapsamındaki veriler mi; kamuya açık içerik mi?
– Ölçülülük: Hak arama amacıyla başvurulan yol, amaçla orantılı mı; verinin kapsamı, süresi ve işleniş tarzı gerekli ve elverişli mi?
– Manipülasyon iddiası: İçerikte değişiklik yapıldığı iddiaları varsa, orijinallik, bütünlük ve zaman damgası gibi teknik unsurlar bilirkişi ile aydınlatılır.
– Kaynak ve mülkiyet: Cihaz veya hesap işyerine mi ait; üçüncü kişilerin hakları etkileniyor mu?
Bu ölçütlerin her biri, delilin hukuka aykırılık itirazına verilecek yanıtı ve delilin dosyada kalıp kalmayacağını etkiler.
Uygulamada Sonuçlar ve Denge: İspat Hakkı – Gizlilik – Ölçülülük
İspat hakkı ile özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği arasında hassas bir denge bulunur. Genel eğilim şöyledir:
– Ortak kullanım ve paylaşılan şifre: Ortak bilgisayar ve taraflarca bilinen şifre söz konusu ise, rastlantısal şekilde görülen ve sınırlı erişimle edinilen içerikler, diğer koşullar da elverişli ise değerlendirilebilir bulunabilir.
– Kişisel ve şifreli hesap/cihaz: Şifre kırma, casus yazılım kullanma, izinsiz yedekleme ve benzeri yöntemlerle erişilen içerikler çoğunlukla hukuka aykırı sayılır; delil dışlanabilir ve cezaî sorumluluk gündeme gelebilir.
– Rastlantısal önizleme ile kapsamlı tarama ayrımı: Tesadüfi karşılaşma ile sistematik arama arasında hukuki sonuç bakımından ciddi farklar doğar; ölçülülük ilkesine uygunluk titizlikle incelenir.
Her somut olayda mahkemenin re’sen araştırma yükümlülüğü, delilin elde edilişine ilişkin olguların toplanmasını ve teknik tespitleri gerektirir.
Delilin Sunumu ve Teknik İnceleme
– Delil zinciri ve bütünlük: Erişim tarihi, yöntem, kopyalama araçları, hash değerleri gibi kayıtlar saklanmalı; bütünlük, mümkünse uzman raporuyla teyit edilmelidir.
– Orijinallik: Meta veriler, EXIF bilgileri, sunucu kayıtları ve zaman damgaları önem taşır.
– Üçüncü kişi verileri: Üçüncü kişilere ait verilerin ifşası, ayrıca hukuki risk doğurabilir; gereksiz kişisel verilerden arındırma düşünülmelidir.
– Bilirkişi: Manipülasyon veya sahtecilik iddialarında bilişim uzmanı incelemesi, delilin değerini belirlemede kilit rol oynar.
Ceza Hukuku ve Kişisel Veriler Boyutu
Haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişiler arasındaki konuşmaların kaydı gibi fiiller TCK kapsamında suç teşkil edebilir. Bu nedenle, usulsüz erişim yöntemleri hem delilin dışlanmasına hem de ceza yargılaması riskine yol açabilir. Ayrıca, kişisel verilerin hukuka aykırı elde edilmesi veya işlenmesi, KVKK bakımından yaptırım doğurabilir. Bu çerçevede, delil elde etme ve sunma süreçlerinde hukuka uygunluk titizlikle gözetilmelidir.
Değerlendirme
Boşanma davasında bilgisayardan elde edilen delilin hukuka uygunluğu yalnızca delilin içeriğine bakılarak kararlaştırılamaz. Cihazın ortak yahut kişisel kullanımda olması, şifrelerin varlığı ve paylaşımı, erişim yöntemi, ölçülülük ve orijinallik gibi unsurlar aydınlatılmalı; HMK 189/2 uyarınca hukuka aykırı deliller dışlanmalıdır. Kullanıcı tarafından paylaşılan 28.05.2025 tarihli Yargıtay karar özeti de bu yaklaşımı teyit ederek eksik inceleme ile hüküm kurulamayacağını vurgulamaktadır.
